->
Bakırın keşfini diğer metaller izledi. Altın da gümüş gibi M.Ö. 4000 yılından beri biliniyordu. Her ikisi de nabit metal olarak çıkartılıyordu. Jason’ın Altına Hücum efsanesi kesinlikle Bronz Çağındaki, Doğu Karadenize yapılan altına hücuma dayanmaktaydı. O dönemde bölgedeki alüvyal altın koyun derileriyle toplanıyordu. Bu yöntem günümüzde bile basit madencilikte kullanılmaktadır. Kısa bir süre sonra gümüşün kurşun cevheri olan galenitden elde edilebileceği bulundu. Esasen galenit hala gümüşün ana kaynağını oluşturmaktadır. Gümüş bir yan-ürün metalidir. Kurşuna M.Ö. 1200 yılına kadar pek talep yoktu, çünkü yumuşak ve çekici olmayan bir metaldi. Kullanımı su tesisatlarının ve kurşun-kalay alaşımlarının gelişimi ile artmıştır.
En önemli buluş demirin keşfi olmuştur. Başlangıçta demir bakırın ergitilmesinden elde edilen bir yan ürün olarak, şans eseri, fırınlar aşırı ısıtıldığında üretilmişti (M.Ö. 2800 yılına ait demir aletler bulunmuştur). Bir demir oksit minerali olan limonit, eski ergitme işlemlerinde yaygınca kullanılan bir katkı maddesi idi. Aşırı ısıtma limoniti demir damlalarına indirgiyor, bu damlalar da aşağı doğru süzülüp fırın tabanında birikiyordu. Bu süngerimsi demir zaman zaman toplanıyor ve şekillendiriliyordu. Demir eldesi oldukça ender ve şans eseri olduğundan bir hayli pahalıydı. M.Ö. 1950 yılına ait Asur kayıtları demirin altından ağırlıkça beş kat daha pahalı olduğunu göstermektedir. Öylesine pahalıydıki sadece kralların demiri satın alabilecek gücü vardı. Hititliler M.Ö. 1300 yılı öncesinde demiri nasıl üretebileceklerini öğrenmişler, arabalarının tekerleklerini demirle kaplamışlardı. Bu da savaşta onlara büyük bir hareketlilik kazandırmıştı. M.Ö. 500′de demir, batıda Britanya’dan doğuda Çin’e kadar yayılmıştı.
Hristiyanlık döneminin başlangıcında eski çağların yedi metalinin tümü biliniyordu. Bunlar bakır, kalay, altın, gümüş, kurşun, demir ve civa idi. Manganez, bilinen çoğu meşhur demir yataklarında vardı, ancak cevherin bir parçasıydı ve bu nedenle keşfedilememişti. Çinko ve arsenik bakır alaşımlarında kullanılıyordu. Ancak bunlar ya cevherin doğal bir parçası ya da metalik gibi gözükmeyen, alaşımlara eklenen bileşiklerdi. Kalay bile, oksit minerali kasiterit olarak, önceleri bronz yapmak için bakıra bilinmeden ekleniyordu. Eski insanlar göz önüne alındığında, bronz bakırdan daha sert ve farklı bir renge sahip olması nedeniyle çok farklı bir metaldi. Beyaz renkli bir çinko karbonat minerali olan smitsoniti bakıra eklediklerinde diğer bir yeni metal, altına bakırdan daha fazla benzeyen pirinç meydana geldi. Acaba eski insanlar yapay altın üretmek için doğru taşı mı bulmayaçalışıyorlardı ?
Siyah ince taneli stibnit, portakal rengi-kırmızı ve sarı renklerdeki arsenikli sülfidler olan realgar ve orpiment gibi diğer metalik mineral bileşikleri pigment olarak kullanılıyordu. Kobalt ve nikel mineralleri seramikleri, emayeleri ve camları renklendirmek için kullanılıyordu. Az orandaki bazı ilaveler ile bu metal ve metaloidler, onsekizinci yüzyıldaki Endüstri Devrimine kadar gereksinim duyulan metallerin bütününü oluşturmaktaydı.





No user commented in " Eski çağların yedi metali "
Follow-up comment rss or Leave a Trackbackreklam
reklam
Leave A Reply